XVI. yüzyıla ait tasavvufi bir mesnevi olan Delîlü’s-Sâlikîn, Üsküdarlı Aşkî’ye ait olduğu tespit edilen eserlerden biridir. İçerik ve tertip ediliş bakımından XII. yüzyıl mutasavvıflarından Nesefî’ye ait Zübdetü’l-Hakâik adlı Farsça eserle büyük benzerlikler gösterir ve bu eserin Eski Anadolu Türkçesiyle ortaya konmuş bir tercümesi gibi görünür. Dil özellikleri ve yazıldığı dönem itibarıyla Türkiye Türkçesinin tarihî gelişimini ortaya koyma çalışmaları açısından kayda değer bir metindir. Eser, dil ve edebiyat değerinin yanı sıra döneminin tıp ve astronomi birikimini tasavvufla harmanlayan muhtevasıyla da dikkat çekicidir. Bu tarihî metinle birlikte insanın varoluşla ilgili müzmin sorularına günümüzden yüzyıllar öncesine uzanan bir zaman kesitinde nasıl cevap aradığının bir örneği, karşımıza çıkar. Kendine mahsus bir düşünce, inanç ve kültür zemininde şekillenmiş bu cevaplar, bir taraftan mistik bir dünyanın kapılarını aralarken diğer taraftan da insanın manevi ve fiziki varlığını, evrendeki yerini, değerini ve varoluş amacını ortaya koymayı hedefler. Bu yönüyle eser, insanı ve insanın içinde bulunduğu kâinatı anlamaya ve anlatmaya yönelik bir çabanın ürünü olarak da değerlendirilebilir.Bu çalışmada söz konusu eserin yazı çevrimi yapılmış ve çevirisi yapılan her beyit, bağlam doğrultusunda günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Elimizde tek bir nüshanın bulunması ve anlamın bazı yerlerde çok kapalı olması okuma, bağlamı görme ve bağdaştırma gibi konularda belli güçlükleri beraberinde getirse de metindeki her konunun aynı sırayla ve daha geniş bir şekilde Zübdetü’l-Hakâik’ta da işleniyor olması, bu aşamada bize bir karşılaştırma imkânı vermiştir. Söz konusu karşılaştırmalar, hem yazmadaki kimi yanlışlık veya eksikliklerin tamir edilmesine hem de metnin olabildiğince doğru şekilde anlaşılarak günümüz Türkçesine aktarılmasına katkı sağlamıştır. Çalışmanın bundan sonraki aşamasında ise metin üzerine yazım, ses, biçim ve cümle özelliklerini içeren bir dil incelemesi gerçekleştirilmiş ve buna Dizin bölümü eklenmiştir.Elinizdeki kitap, Delîlü’s-Sâlikîn’i dil araştırmacılarının dikkatine sunmak üzere hazırlanmış akademik bir çalışmadır. Bunun yanında, edebiyat araştırmacıları ile felsefe, tasavvuf, eski tıp ve astronomi gibi konulara merak duyan genel okuyucu kitlesine de hitap edebilecek bir çalışma olduğu düşüncesindeyim. İlgilenen herkese fayda sağlamasını umut ediyor ve tüm dikkatimize rağmen çıkabilecek eksik ve hataların mazur görülmesini diliyorum.Bu çalışma, bir el yazması üzerine çalışmamı hayattayken birçok kez tavsiye eden Prof. Dr. Mehmet Arslan’a bir vefa borcudur. Artık aramızda olmasa bile akademik hayatıma yön veren dokunuşlarını hâlâ hissettirdiği için merhum hocamızı minnet ve rahmetle anıyorum. Kıymetli hocam Prof. Dr. İbrahim Delice ve sevgili ablam Prof. Dr. Mehtap Erdoğan Taş başta olmak üzere bu süreçte yardım ve desteklerini gördüğüm tüm hocalarıma, dostlara ve aileme teşekkür ediyorum. Bilhassa, varoluş meselesini ele alan bu mistik metnin satırları arasında gezinirken acı bir tevafukla kaybettiğim babam Kenan Erdoğan’ı minnetle anıyor ve şairimizin ifadesiyle sonunun başlangıca ermiş olmasını diliyorum.