Bireyin kimliği öncelikle aile içinde, aile içi ilişkilerde inşa edilir. Bireyin okul yaşamıyla başlayan ve yaşam döngüsü boyunca evlilik gibi önemli toplumsal geçişlerle devam eden sosyal gelişimi, farklı sosyo-kültürel ve ekonomik koşullar altında ebeveyn– çocuk arasındaki iletişimin niteliği temelinde şekillenmektedir. İletişimin bu bağlamda ailede başladığı; yaşam boyu devam ederek bireyin kişiliğini, psiko-sosyal gelişimini toplumsal
ve bireysel bakımlardan etkilediği belirtilebilir. Çalışma aile sosyolojisi ve iletişim sosyolojisi bağlamlarında yer almakta olup bireyin gelişim süreçlerindeki psikolojik öğelerine de yer vermektedir. Aile içi iletişim, öncelikle evlenmeden önce bireyin kendisini yetiştirmesiyle başlar; evlendikten ve aile kurduktan sonra eşlerin birbirlerini yetiştirmeleriyle devam eder. Aile içi iletişim hayat boyu devam eder. Çocuk sahibi olan bireyler, çocuk sonra esas evreye geçerler. Çocuklar toplumların geleceği olup onların nasıl yetiştirileceği, bireyin kendisini nasıl yetiştirdiğiyle yakından ilintilidir.
Çocukların aile içinde mutlu olmaları, çocukluğa dair gelişimsel süreçlerin anlaşılması gelecekte iyi bir yetişkin olmalarında; nitelikli nesiller yetiştirmeleri adına önemlidir. Bu noktada, bireylerin kendi çocukluk dönemlerini gözden geçirmeleri gerekir. Çalışma bireyin öncelikle kendisiyle iletişimine yer verir, yazar kendisiyle sağlıklı iletişime geçemeyen bireylerin çevresiyle de sağlıklı bağlar kuramayacaklarını varsaymaktadır. Öncelikle bireysel iletişime, ardından aile içi iletişim teknikleri ne yer verilmekte; bu sayede birey olarak yetişmenin önemine değinilmektedir. Çalışmanın aile ve çocuk ilişkilerinde ahlaki bir toplumsal perspektif sunması beklenmektedir.